Saturday, March 22, 2008

mutlu fransız böcekleri


en mutlu böcekler Fransa'da yaşar. Fransız kadınlarının kıllı koltukaltlarında hayatın zevkini çıkarırlar. Kadınlar, geziye çıktıklarında bu mutlu böcekler de Paris'i görür. Ama bu böcekler asla, fransız kedileri ile yaşayan entel böcekler kadar bilgili olamaz. Bu böcekler, güneş gözlüğü takıp, pipo içerler. Kedilerin sırtında, hergün farklı olaylara tanık olurlar. Sanki her biri farklı bi böceğin yaşamından alınmış gibidir entel böceklerin günleri. Kedilerin sırtında iken yiyecek bulmaları da kolaydır üstelik. Çünkü fransız kedileri, en güzel fransız restaurantlarının yiyeceklerini attıkları çöp tenekelrinin yerini ezbere bilirler.. Canları süt çektiğinde "St.Johannes' MilkyWay" dükkanı, ülkenin en besili ineklerinin sütlerinden faydalandığı için, süt piyasasının bir numarasıdır. Ama kedilerin canı balık isterse, her kedi, "Fisher's fishes" da aradığının en iyisini bulacağını bilir. Üstelik aşçı yamağı değiştiğinden beri iyi balıklara ulaşmak daha da kolay olmuştur.(Bu yeni yamak çöp torbalarını tam zamanında dışarı çıkarıyordu, böylece balıklar dışarı çıktıklarında hala taze ve sıcak oluyordu.) Bu yüzden Fransa'da sadece böcekler değil, kediler de mutludur..

matematikçi böcekler


Sayıları seven böcekler, bilimadamlarının saçlarında yaşar. Bilimadamlarının aslında yıkanmama sebepleri budur. En karmaşık teoremleri üretip, en zor deneyleri başarıyla gerçekleştiren aslında bu matematik işlemlerini seven böcek beyinleridir. Bu yüzden bilimadamları, bu akıllı böcekleri sabun zehri ile suda boğmak istemezler. Normal insanlarda, birer böcek bulunur, çünkü normal insanlar bu böceklerin varlığından bihaber oldukları için sıksık yıkanırlar. Bu akıllı böcekler de ölür. Ama başında en az 2 böcek bulunan insanlar, daha az yıkanırlar bunun sebebi ise bu böceklerden biri ayağından tutarken, diğerinin insanın kulağına sarkarak onunla iletişim kurmasıdır. Bu kişiye eğer yıkanırsa, zekasının azalacağı söylenir. Bu nedenle, böyle pis kokan birilerini yolda görürsek, onlardan köşe bucak kaçmak yerine, saçlarını başlarını sevip okşamalıyız ki bu böceklerden birisi belki bize gelir yeterince şanslıysak.
İsimleri duyulmuş, önemli başarılara imza atmış bilimadamlarında bazılarında 3 böcek olduğu bilinmektedir. Newton, Avagadro, Nash, Hawking bu bilimadamlarından bazılardır.
Üzerinde yaşadıkları insan öldüğünde- genelde pislik nedeniyle sarılık veya tifo dur ölüm sebepleri- bu böceklerin araştırmaları yarım kaldığı için, zaman kaybetmeden başka bi insanın saçlarına yerleşirler, bir önceki insan öldüğünde projelerinde hangi aşamada kalmışlarsa, oradana devam ederler. Bundan dolayıdır ki, bir bilimadamının işini o öldükten sonra bir başka bilimadamının tamamlaması olaylarıyla tarihte defalarca karşılaşılmıştır.
Ünlü fizikçi, atombilimcisi Albert Einstein'in kafasındaki böcek sayısı ise bilinmemektedir. Bunun sebebi yine Einstein'dan başkası değildir, kendisi çok unutkan bir insan olduğu için, saçlarındaki böceklerin sayısının kaç olduğu sorusuna hiçbir zaman net cevap verememiştir. Verdiği en mantıklı cevap 5'tir, çünkü ömrünün son yıllarında " Benim kafamda hiç böcek yoktur!! " gibi saçma cevaplar vermiştir. Gerdek gecesinde evinin anahtarını kaybeden adamdan ne beklenir ki! Salak işte !

Tuesday, March 18, 2008

bilgisayar meraklısı böcekler


1700'lü yıllarda üretilmiş olan " combuger" isimli makinenin mucidi aslında " Arnold Bug " adında bir Norveçli cırcır böceğidir. Kafası vücuduna oranla çok büyüktü Arnold'un. Yaşıtlarına göre ise boyu kısaydı. Yürürken veya uçarken " cır cır cır cır" die ses çıkarmıyor olsaydı, sadece insanlar değil, diğer böcekler de çarpardı Arnold'a. Bu yüzden Arnold, özellikle geceleri, dışarı çıkmayı pek sevmezdi. Evinde oturduğu yerden kendisini eğlendirecek bir alet yapmaya karar verdi. "chip" ismini verdiği küçük parçalar üretmeye başladı. Bu parçalar gerçekten çok küçüktü, ama Arnold daha da küçüktü. Bir sürü chip yaptı Arnold, chipleri birbirine taktı. Bu çalışma Arnold'un tüm zamanına almaya başladı. Artık sadece geceleri değil, gündüzleri de dışarı çıkmıyordu. Bu çalışma süreci çok uzun ve gürültülü geçiyordu. Civar evlerde yaşayan diğer komşu böcekler, yıllarca evden çıkmayan Arnold'u merak etmeye başladılar. Camlardan, anahtar deliklerinden evi gözetlediler. Çok değişik bir icatla uğraştıklarını farkettikleri Arnold'un yaptığı işi bitirmesini izlediler aylarca sıkılmadan. Bu komşu böcekler çok meraklıydı. Hatta bir süre sonra bu kadar ilgiyle izledikleri makinenin, onlarca ay beklemelerine rağmen hiç çalışmaması yüzünden, bazıları meraklarına yenik düşerek kendilerine hakim olamadılar ve kendi aralarında planlar kurmaya başladılar. Planları basitçe; Arnold'un yorgunluğa dayanamayıp içinin geçtiği boş bi anında, içeri dalmaktı. Ama Arnold durmak, yorulmak nedir, bilmiyordu.. Meraklı komşu böceklerin, nerdeyse tüm dirençlerinin kırıldığı bir anda, evden gelen sesler kesildi. Anahtar deliğinden gözlem yapan komşu böceklerin diğer böceklere aynen aktardığı gibi, Arnold yarattığı icada 40 dişini de göstererek bakıyordu, onunla konuşuyor, ona dokunuyordu. Arnold, onu daha önce hiç görmedikleri kadar mutlu görünüyordu, bu nedenle komşular bu icada kendi aralarında mutlu eden şey manasına gelen " beatific " diyorlardı. Haklı olmalıydılar ki, Arnold, bu mutluluk duygusu içinde geçen onca yılın hesabını şaşırmış olduğu için bu kadar heyecan küçük böceğin kalbine iyi gelmemişti. Arnold olduğu yere yıkılıverdi yüzünde buruk gülümsemeyle. Kanatlarının sönmesinden sonra, Arnold'un kesinlikle öldüğünden emin olan meraklı komşu böcekler, yavaşça içeri girdiler. Arnold'un başında sırıtmaktan hayatını kaybettği makinenin başında durdular. Anahtar deliğinden nasıl dokunduğunu izledikleri Arnold gibi makineye dokunmaya başladılar. Ama makinede hiçbir değişiklik olmadı. Biraz daha dokundular fakat gene bişey olmadı. En sonunda makineyi çalıştıramadığı için Arnold'un delirerek öldüğünü düşündüler. Beatific i de olduğu yerde bırakmaya gönülleri razı gelmedi, bu yüzden makineyi bir insanın evinin önüne paketleyip bıraktılar, ne de olsa insanlar böceklerden daha çok zamana sahipti. Bir insan ortalama 300 böcek yılı kadar yaşayabiliyordu, öyleyse bu acayip makinenin nasıl çalıştığını anlayacak kadar yaşayabilirlerdi. Böceklerin buna harcayacak kadar zamanı yoktu.
Sabah olduğunda, evinin önünü bir yığın ıvır zıvırla kapatılmış, pisletilmiş bulan Sebastian Puter isimli bir adam çok şaşkındı. Ömründe bu kadar küçük, detayları böylesine düzgün belirlenmiş birşey daha görmemişti. Yerdeki moloz yığınını topladı, çalıştığı iş yerine götürdü. Sebastian bir işçiydi. Kendini bu alemin en zekileri ilan etmiş 3 kişinin yanıda çalışıyordu.Anlasa anlasa patronlarım anlar bu aletten deyip, makineyi onlara götürdü. Önce önemsemez görünen patronlar, makineyi ellerine alıp incelemeye başladıktan sonra bunun yalnızca kendilerinden daha zeki birileri tarafından yapılmış olabileceğine karar verdiler. Tabii ki bu duyulmasını istemedikleri bişeydi. Bu yüzden Sebastian'ı çağırıp bu makineyi nerden, nasıl bulduğunu tekrar tekrar anlattırdılar. Tüm ayrıntıları öğrendikten sonra aralarında bir karara vardılar: Bu alet herneyse çok büyük bir işe yarıyor olmalıydı ve kullanılmalıydı ama eğer gerçek sahibi ortaya çıkarsa, fikir hırsızlığı suçu, bu 3 patronun kendi ünlerine leke düşürürdü. Hatta bundan önceki bütün işlerinin de bir düzmece olduğu ortaya çıkabilirdi. Bunu göze alamazlardı. Bunun yerine Sebastian Puter' ın keşfettiği bir alet olarak piyasaya sürülmesine karar verdiler. Sebastian Puter' ı işin tehlikeli kısmı hakkında kandırdıklarının (con) bilincinde olarak bu alete kendi aralarında conPuter demeye başladılar. Bir defasında Sebastian, neden bu makinaya conPuter dedikleri sorduğunda, Patronlar ConPuter değil Com"e"Puter (gel Puter) olduğunu söylediler. Patronlarının, kendisini, arkadaş gruplarına kattıklarını sanan Sebastian, çok mutlu oldu ve daha bir canla başla çalışmaya başladı. Com"e"Puter 'ın satışından çok büyük bir pay alacağını düşünen zavallı adam, patronları ne derse yapmaya hazırdı. İlk işi comPuter ın başında nöbet tutmak oldu, geceleri bazen tıkırtılar duyduğunu iddia eden patronlardan biri ona büyük icat ın yanında nöbet tutmasının akıllıca olduğunu söylemişti. Sebastian da öyle yaptı. Hergün normal mesaisi bittikten sonra ComPuter ın korunduğu odanın kapısında nöbet tutuyordu. Gene böyle günlerden birinde tüm işlerini bitirmiş olan Sebastian, ComPuter ın bulunduğu kata gitmek üzere odasından çıktı.
(arkası yarın.. )